Harry Ergenlik Bunalımında

Aşağa gitmek

Harry Ergenlik Bunalımında

Mesaj tarafından HarryPotter Bir Cuma Ekim 12, 2007 1:16 pm

çüncü bölümün gösterime girmek üzere olduğu şu
günlerde Harry Potter hayranları Hogwarts Cadılık ve Büyücülük
Okulu'nun sihir ve gizem dolu eğlenceli atmosferinde küçük büyücülerle
birlikte yeni bir maceraya atılmak için sabırsızlanıyor olmalı. Yeni
maceranın yeni bir yönetmenin kamerasından perdeye yansıyacak olması,
özellikle Meksikalı yönetmen Alfonso Cuaron hayranları için bu
bekleyişi biraz daha heyecan verici kılıyor. "HARRY POTTER: AZKABAN
TUTSAĞI"nda ("Harry Potter: The Prisoner of Azkaban") artık herkesin
bildiği gibi biraz daha karanlık, ürkütücü bir macera bekliyor bizi.
Harry ve arkadaşları büyüyor ve ergenliğe adım atan her çocuk için
olduğu gibi onlar için de hayat biraz daha karmaşıklaşıyor. Derleyen SENEM ERDİNE



Küçük büyücünün hayranları bu kez biraz daha beklemek zorunda kaldılar
ama buna değecek gibi görünüyor. Önceki bölümlerinde çocuk ve ergen
ruhundan ne kadar iyi anladığını gösteren yetenekli yönetmen, Steven
Spielberg tarafından "dahice" nitelenen sıkı bir hikaye, yeni karakteri
canlandıran usta oyuncuların katılımıyla zenginleşen bir kadroyla
sinemaseverlerin iştahını kabartan üçüncü bölüm, ikincisinden yaklaşık
bir buçuk yıl sonra bu ay, dünyayla aynı anda gösterime giriyor.
Harry'nin maceralarının J.K.Rowling'in
romanlarının doğal seyrine uygun olarak giderek karanlık bir havaya
bürüneceğini biliyorduk. Gerçekten Hogwarts'taki sihirli dünya ile
tanışıp Harry'le birlikte bu dünyayı keşfettiğimiz ilk filmden bir yıl
sonra gösterime ikinci filmde kötücül güçler hikayede daha fazla rol
oynamaya başlamıştı. Harry ve arkadaşlarının çocukluktan ergenliğe adım
attıkları üçüncü bölümündeyse Hogwarts'da hayat biraz daha zorlaşıyor
ve macera ilk kez okulun nispeten korunaklı dünyasının dışına taşmaya
başlıyor.


Çoğu
çocuğun dört gözle beklediği yaz tatili, Harry için ne büyük ızdırap
bilirsiniz. Yeni macera Harry'nin geçen sefer olduğu gibi yine
kendisinden hoşlanmayan, dar görüşlü ve anlayışsız akrabaları
Dursley'lerle geçirmek zorunda kaldığı ikinci yaz tatilinde başlar.
Üçüncü sınıfa geçen ve okula dönmek için gün sayan küçük büyücü,
Dursley'lere ziyarete gelen Marge Teyze'sine o kadar sinirlenir ki
büyücü olmayanların dünyasında kullanılması kesinlikle yasak olan
yetenekleriyle kadına ağzının payını vermeden duramaz. Sihir
Bakanlığı'nın vereceği cezadan çok teyzesinin ve eniştesinin gazabına
uğramaktan korkan Harry, pılısını pırtısını toplayıp geceye karışır.
Sıradan insanların dünyasında yolunu kaybeden büyücülere hizmet veren
Hızır Otobüs onu bulup Çatlak Kazan'a getirir neyse ki. Burada Sihir
Bakanı Cornelius Fudge tarafından karşılanır ama korktuğu gibi
cezalandırılmak bir yana Hogwarts'a dönmeden önce bir süre orada
kalması istenir. Hogwarts'da tuhaf bir şeylerin döndüğü bellidir.
Nitekim kısa bir süre sonra mesele anlaşılır. On üç kişinin ölümünden
sorumlu azılı bir katil olan Sirius Black, Azkaban hapishanesinden
kaçmıştır. Söylentiye göre Sirius Black, Harry'nin annesiyle babasının
yerini Lord Voldemort'a söyleyerek ölümlerine neden olan son derece
tehlikeli ve esrarengiz bir büyücüdür ve şimdi yarım kalan işini
bitirmek, yani Harry'yi öldürmek için onun peşindedir. Bu arada
öğrencileri Sirius'tan korumaya gelen Azkaban gardiyanları da
Hogwarts'a yerleşmiştir. İnsanın kanını donduran Ruh Emiciler denilen
bu yaratıkların Harry üzerinde korkunç etkisi vardır nedense. Karanlık
Güçlere Karşı Savunma Dersi'nin yeni hocası Prof. Lupin'in (David Thewlis)
yardımıyla Azkaban gardiyanlarına karşı koymaya uğraşırken bir yandan
da Hermione'nin neden bir görünüp bir bir kaybolduğuna anlamaya çalışan
küçük büyücü, bir kez daha cesaretini toplamak ve arkadaşları
Ron,Hermione'yle, bekçilikten Sihirli Yaratıkların Bakımı dersinin
hocalığına terfi eden Hagrid'in yardımıyla Hogwarts'ta dönen dolapların
sırrını çözmek zorundadır.

Üçüncü
filmin yönetmenliğini üstlenmeden önce dünyayı sarsan "Harry Potter
efsanesi" hakkında pek bir şey bilmediğini itiraf eden yönetmen Alfonso
Cuaron, Stove Kloves'un senaryosunda J.K. Rowling'in
romanlarını okuduktan sonra bu dünyada kendisini ilgilendiren bir
şeyler bulmuş görünüyor. "İlk bakışta sihirle ve sihirli yaratıklara
ilgili bir hikaye gibi görünüyor ama benim asıl ilgimi çeken bu sihirli
dünyada geçen macera içinde işlenen günümüz dünyasıyla ilişkisini
kurabileceğim konulardı" diyor Cuaron. Büyümeyle, kimlikle, arkadaş
ilişkileriyle, bir anne yada babanın rehberliğinden yoksun olmak ve
kendini keşfetmeye çalışmakla ilgili konular. Ayrıca hepimizi etkileyen
toplumsal sınıflar, adaletsizlik ve ırkçılıkla ilgili bir şeyler de
var.''


İki yıl önce İstanbul Bağımsız Film Festivali'nde gösterilen ve izleyen
herkesin, yüzünde manidar bir tebessümle ayrıldığı "Y Tumama
Tambien/Ananı da" filmiyle eleştirmenlerin dikkatini çeken ve En İyi
Senaryo dalında Oscar'a aday gösterilen Meksikalı yönetmen Alfonso
Cuaron, bu filmde o yaştaki her genç gibi kafayı sekse takmış iki
çocuğun otuzlu yaşlarda çekici bir kadınla çıktıkları yolculuğun
hikayesini anlatıyordu. Samimiyeti ve mizah duygusuyla seyirciyi
etkisine alan bu küçük, ama eğlenceli aynı zamanda dokunaklı filmde
Cuaron ergen ruhunu bütün çıplaklığıyla gözler önüne seriyordu. Harry
Potter serisinin yapımcısı David Heyman, o filmde büyüme çağındaki bir
çocuğun ruhunu ne kadar iyi anladığını kanıtlayan yönetmenin, benzer
bir temayı ele alan bu bölüm için çok doğru bir yönetmen olduğunu
düşünüyor. "'Ananı da' ergenlikten yetişkinliğe geçmekte olan gençlerin
hikayesiydi, 'Azkaban Tutsağı' ise çocukluktan ergenliğe geçişin
hikayesi. Çok benzer temalar" diyor. "Genç ruhunu bütün incelikleriyle
çok iyi tanıyan bir yönetmen Alfonso, içinde hala o yaşta bir çocuk var
çünkü. Nasıl bir sihir dünyasına sahip olduğunu görmek için 'A Little
Princess'i seyretmeniz yeterli. Müthiş bir mizah duygusuna sahip,
yüreği sevgi dolu bir adam. Harika bir sinemacı.''

"Harry
Potter"yorumu da başarılı bulunursa bundan sonra Alfonso Cuaron'un
adını daha sık duyacağımız kesin. 1961'de Mecsico City'de doğan
yönetmen Meksika Üniversite'sinde felsefe ve sinema okumuş. Mezun
olduktan sonra, önce teknisyen ardından yönetmen olarak televizyonda
çalışmış. Çapkınlığıyla çok kadının canını yakmış bir iş adamının AIDS
olduğunu öğrenmesiyle gelişen olayları anlatan bir kara komedi olan ilk
filmi "Solo Con Tu
Pareja"yı 1991'de çekmiş. Meksika'da çok iyi iş yapan, yutdışında da
olumlu tepkiler alan bu filmle yönetmen Sydney Pollack'ın dikkatini
çekince Steven Soterberg, Peter Bogdanovich ve Tom Hanks gibi isimlerin
yönetmenlik yaptığı "Fallen Angels" adlı dizi filmin bir bölümünü
yönetme şansı bulmuş. Ardından Amerika'da çektiği ilk film'i "A Little
Princess" gelmiş. Muhtemelen çoğumuz Cuaron'la ilk kez, Frances Hodgson
Burnett'in klasik romanından uyarladığı bu filmden sonra çektiği bir
başka edebiyat uyarlaması olan "Great Expectations" ile tanıştık.
Başrollerini Ethan Hawke'la Gwyneth Paltrow'un paylaştıkları bu çağdaş
Charles Dickens yorumu eleştirmenlerden çok iyi tepkiler almış ve
böylece Cuaron, sonraki işleri merakla beklenen yetenekli ve yaratıcı
genç yönetmenlerden biri olarak hafızalara yerleşmişti. Bir sonraki
filmde Meksika'ya dönen yönetmen cesareti ve samimiyetiyle övgü alan
filmi "Ananı da"dan sonra büyük bir Hollywood prodüksiyonunun yönetmeni
olarak karşımıza çıktı. Bu gelişme, Alfonso Cuaron hayranları kadar
Harry Potter tutkunlarınıda sevindirmişti doğrusu. Romanlardaki sihir
duygusunu perdeye yansıtamamakla eleştirilen ve kimilerine göre bunu
yapabilecek hayal gücünden yoksun bulunan Chris Columbus'un, yerini
Cuaron'a bırakmış olması Harry Potter serisi adına umut verici bir
gelişmiydi. İlk iki filmi yönettikten sonra kendisine ve ailesine daha
fazla zaman ayırmak istediğini öne sürerek üçüncü filmin yapım ekibine
katılan Chris Columbus da genç yönetmenin seriye çok şey katacağından
emin görünüyor. "Harry Potter'in sinemadaki macerasını devam ettirecek
bir yönetmen bulmak kolay değildi" diyor filmin basın bülteninde. "Hem,
herşeyiyle önceden tasarlanmış bir dünyayı devralmaktan rahatsızlık
duymayacak biri olmalıydı hemde dünyaya kendi yorumunu getirip yeni bir
perspektiften bakabilecek biri. Çocuklarla diyaloğu da önemliydi ki,
Alfonso bu konuda müthiş. Ayrıca görsel açıdan günümüzün en heycan
verici yönetmenlerinden biri. Hikaye anlatmak konusunda da inanılmaz
yetenekli gerçekten." Cuaron önceden tasarlanmış bir dünyayı devralmış
olmaktan rahtsızlık duymak bir yana, bu hikayeye ve oyuncuların
performanslarına odaklanmasına fırsat veren bir avantaj olarak
görüyor.''Çocukların ilk iki filmde deneyim kazanmış olmaları da büyük
şans benim için" diyor. "Karakterleriyle hikayeyle ilgili her
ayrıntıyla hakim oldukları gibi teknik konularda da çok deneyimliler.
Üstelik, bu bölümün gerektirdiği duygusal derinliği yansıtabilecek
olgunluğa erişmiş durumdalar."

Üçüncü
filmde daha karanlık bir atmosferle karşılaşabileceğimizi söylemiştik.
Bunun bir sebebebi de kahramanlıkların çocukluktan çıkıyor olmaları
şüphesiz. Küçük büyücülerin bir çok tehlikeyle yüzleşmek zorunda
kaldığı yeni macerada Cuaron, elle tutulabilir gözle görülebilir
canavarların yarattığı dehşetten çok ergenliğe adım atan her çocuk gibi
iç dünyalarında bir alt oluş yaşayan kahramanlarımızın yüreklerini
saran korkulara odaklanmak istemiş. "Kendi geçmişiyle ilgili gerçekler
Harry'yi sihirli yaratıklara karşı verdiği savaştan çok daha fazla
zorluyor" diyor yönetmen. "Kendisiyle ve etrafındaki insanlarla ilgili
öyle şeyler keşfediyor ki bunlar onu hızla büyümeye zorluyor." Büyüme
çağındaki her çocuk gibi öfkesini kontrol etmekte zorlanan Harry,
geçmişiyle ilgili şaşıtrıcı gerçeklerle yüzleşirken arkadaşı Hermione
de kendini kimlik arayışı içinde kendi değişimini yaşıyor. Üçüncü kez
Hermione rolünde izleyeceğimiz Emma watson,''İlk iki filmdeki Hermione,
içlerindeki en sağ duyulu karakterdi, her zaman mantık sınırları içinde
davranırdı" diyor. "Bu bölümdeyse, ne Draco Malfoy ne de ona dil
uzatmaya kalkan bir başkası elinden kurtulamıyor. Hatta bir keresinde
Malfoy'a bir yumruk atıp, hışımla sınıfı terk edecek kadar ileri
gidiyor. Yani artık daha güçlü, daha öfkeli ve dolayısıyla benim için
oynaması çok daha eğlenceli bir karakter."


Yönetmen Cuaron, çekimlerden önce başroldeki üç cocuk oyuncudan kendi
karakterlerinin ilk filmden bugüne kadarki gelişimiyle ilgili birer
yazı yazmalarını istemiş. Bu çalışmanın çekimler boyunca çok işlerine
yaradığını söylüyor. "Her biri, kendi ruhunu çıplaklığıyla kağıda
dökmüş, zaaflarını keşfetmekten ve açıklamaktan korkmamıştı" diyor. "Bu
yazılar çekimler boyunca sık sık baş vurduğumuz bulunmaz bir kaynak
oldu hepimiz için. Çocuklar duygusal derinliklerini keşfetmeye çok
hazırdılar. Üstelik kendilerini çok ciddiye almaya başladıkları bir
yaştaydılar. Bütün bunlar benim için büyük şanstı. Eğer üçüncü Harry
Potter film'inin diğerlerinden bir farkı olacaksa bu muhtemelen
duygusal olarak sağlam temellere oturtulmuş olmasından kaynaklanacak ve
oyuncuların performanslarında kendini gösterecektir." Cuaron,
filmin genel görüntüsünde, bütün setlerde ve oyuncuların kostümlerinde,
hikayenin gerektirdiği şekilde daha olgun bir tarz yaratmaya
çalıştığını söylüyor. "Hogwarts'ı daha çağdaş ve biraz daha doğal bir
yer haline getirmek istedim" diyor. "İngiliz okullarında çocukların
nasıl giyindiklerine baktım. Hiçbirinin giyinişi bir diğerine
benzemiyordu. Üniformalarını giyiş tarzları hepsinin kişiliğini
yansıtıyordu. Setteki çocuklardan etrafta aileleri olmasaydı
üniformalarını nasıl giyerlerse öyle giyinmelerini istedim." Harry, Ron
ve Hermione, yeni kılık kıyafetleriyle gerçek dünyadaki yaşıtlarına
daha çok benziyorlar artık. Böylece Hogwarts'ın da içinde yaşadığımız
dünyaya eskisinden daha fazla yaklaştığını düşünüyor olabilirsiniz ama
yeni filmde karşınıza çıkacak tuhaf yaratıkları görünce Hogwarts'ın
mucizelerle dolu dünyasında büyünün devam ettiğini anlayacaksınız.
Aralarında Hippogriff diye bilinen yarı kartal yarı at bir yaratık, bir
kurt adam ve insanın kanını donduracak kadar korkunç yaratıklar olan
Azkaban gardiyanları yani Ruh Emiciler var. Özellikle Ruh Emiciler'in
tasarımında özel efekt departmanıyla birlikte uzun süre çalıştıklarını
söyleyen Alfonso Cuaron "Gerçekten çok ürkütücü yaratıklar ortaya
çıkardığımızı düşünüyorum" diyor. "O kadar cansız duruyorlar ki kapıyı
açmak için uzandıkları parmakları düşürüverecekmiş gibi geliyor ama
ruhunuzu emmek için nefes almaları yetiyor."


"Midnight Express" ve "The Life of David Gale" filmlerinin görüntü
yönetmeni Michael Seresin'le çalışan Cuaron, geniş açılı planlara
ağırlık vererek Hogwarts'ın hikayedeki önemini vurgulamak istediklerini
söylüyor. "Kameramız devamlı hareket ediyordu, fazla yakın plan
kullanmadık. Beden dilini yakalamanın önemli olduğunu düşündüğüm için
çocukları belli bir mesafeden izlemeyi tercih ettik" diyor. Önceki
filmlerden daha loş ve gölgeli bir atmosfer yaratmaya çalışan Seresin,
geniş açılı planlar sayesinde arka plandaki mekanların hikayede
aktörler kadar önem kazandığını söylüyor. Filmin prodüksiyon
tasarımcısı Stuart Craig ise, "Önceden kurulmuş setler üzerinde
çalışılmasına rağmen Michael Seresin'in geniş açılı planları filme
yepyeni bir görünüm kazandırdı" diyor. "Bu filmle, Harry Potter'ın
dünyasına yepyeni bir gözle bakmış oluyoruz." Yeni yönetmenin elinden
çıkan üçüncü Harry Potter macerasının bize öncekilerden ne kadar farklı
bir sinema deneyimi yaşatacağını bu ay filmi izleyip göreceğiz. Yeni
filmden ne beklememiz gerektiğini soran bir gazeteciyi cevaplayan
yönetmen, yaratıcı bakımdan kendini çok özgür hissettiği bir çalışma
yapmış olmasına rağmen bir Alfonso Cuaron filmi değil bir Harry Potter
filmi çekmek üzere yola çıkıldığını vurguluyor. Peki öyleyse nasıl bir
değişim beklemeliyiz? İşte Cuaron'un cevabı: "Erdemleri ve zaaflarıyla
iki farklı zihin var ortada" diyor. "Chris ve yaratıcı ekibi bana çok
iyi tasarlanmış bir dünya bıraktılar. Oyuncu kadrosunun büyük bölümüyle
onun zamanında kurulmuş olduğunu da unutmayalım. Sonuçta bu dünyada
kendimi çok rahat hissettim ama umarım ben de bir şeyler
katabilmişimdir ve umarım yaptığım şey, ilk iki filmin bir tekrarı
olmamıştır. Bu filmin öncekilerden daha karanlık bir film olmasına
gelince, bu yalnızca benden değil, filmin uyarlandığı kitaptan
kaynaklanıyor, çünkü Harry artık 13 yaşında ve hem çevresindeki dünyayı
hem kendi gerçekliğini çocukken olduğundan daha farklı algılıyor.''



_________________
avatar
HarryPotter
Admin
Admin

Erkek
Mesaj Sayısı : 649
Yaş : 24
Kayıt tarihi : 04/09/07

Özelliklerim
Ruh Halim: Süper Süper
Forum Katılım %si:
1000/1000  (1000/1000)

Kullanıcı profilini gör http://hptr.realbb.net

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Sayfa başına dön

- Similar topics

 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz