Türk Kurtuluş Savaşı

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

Türk Kurtuluş Savaşı

Mesaj tarafından HarryPotter Bir Paz Nis. 06, 2008 7:57 am

İstanbul işgali, Kasım 1918

[/url]


6 Kasımda Boğazlar silahsızlandırıldı. 7 Kasımda işgal güçleri
Çanakkale'den geçti. 13 Kasım 1918'de Osmanlı'nın başkenti İstanbul'a
müttefik asker geldi. 23 Kasım 1918 sonra Ahmet İzzet Paşa yeni
hükümeti kurdu. 9 Şubatta Hadisat gazetesinde Süleyman Nazif
'Kara Gün' başlıklı bir yazı yazdı. Türk milletinin böyle bir işgali
yaşamadığını ve bunu kaldıramayacağını söyledi. İtilaf devletleri Türk
halkının tepkisini çekmemek ve işgalin haklılığını kanıtlamak için
işgalin geçici olduğunu amacının Padişahlığı, halifeliği, azınlıkları
korumak olduğu. Padişahlık makamının kaldırılmadığını ve İstanbul'dan
verilecek kararların geçerli olduğunu ilan etti.




İşgal altındaki İstanbul'da İngiliz askerlerinin Türk direnişçileri kurşuna dizmek suretiyle idamı





İttihat ve Terakki yönetiminin, gizli bir teşkilat olan Teşkilat-ı Mahsusa
vasıtasıyla Anadolu ve Rumeli'de savaş sonrası bir direniş hareketi
örgütlediği anlaşıldı. Direnişin amacı, doğu illerinin Ermenilere, Ege
bölgesinde bazı yerlerin Yunanlılara ve Adana yöresinin Fransa
kontrolündeki Suriye'ye verilmesini öngören girişimlere karşı mücadele
etmekti. Yanı sıra, savaş yıllarında çeşitli yöntemlerle önemli servete
ve yerel iktidara kavuşan İttihat ve Terakki yanlısı zümrelerin
konumlarının korunması, savaş sırasında sürülen gayrimüslim
Osmanlı vatandaşlarının geri dönmesinin önlenmesi, bundan dolayı
çıkabilecek karışıklıklar nedeniyle müttefik devletlerin olası
müdahalesine karşı konulması amaçlanmaktaydı.
1919 başlarından itibaren Kuva-yı Milliye
(milli kuvvetler) adıyla silahlanan bazı gruplar, Ege ve Karadeniz
bölgesinde Rumlara, Güneydoğu'da ise Ermenilere karşı çatışmalara
girdiler. Bu grupların çoğu 50 ila 200 kişilik düzensiz kuvvetlerden
oluşmakta ve Teşkilat-ı Mahsusa üyesi olduğu bilinen kişilerce
yönetilmekteydi.
1919 Şubat ayında Müttefik Yüksek Komutanlığı, Anadolu'da asayişi
sağlamak amacıyla üst düzey bir Türk komutanının özel yetkilerle
donatılarak Anadolu'ya gönderilmesini önerdi. 15 Mayıs 1919'da
"Anafartalar Kahramanı" ve "Fahri Yaver Hazreti Şehriyari (Padişahın Onursal Yaveri)" Mustafa Kemal Paşa, 9. Ordu komutanı ve Anadolu Genel Müfettişi sıfatıyla, padişah VI. Mehmet Vahdettin tarafından Anadolu'ya gönderildi.

İzmir işgali, Mayıs 1919




Yunan askerlerinin İzmir'e gelişi





İzmir'in işgali düşüncesi 1919'un Şubat ortalarında Yunanistan
başbakanı Venizelos'un önerisiyle, İngiltere başbakanı Lloyd George
tarafından ortaya atıldı. İzmir'in İşgali, Birinci Dünya Savaşı
sonrasında Paris'te toplanan uluslararası barış konferansının kararıyla
ortaya çıktı. ABD başkanı Wilson bu öneriye önce kesinlikle karşı
çıktı, ancak 25 Mart dolayında daha esnek bir tavrı benimsedi. 7 Mayıs
ta İngiltere, ABD ve Fransa, Yunan donanmasının İzmir'e gönderilmesinde
mutabık kaldılar.
İzmir kenti ile birlikte Ayvalık, iki kent arasındaki sahil şeridi,
Çeşme yarımadası ve Belkahve'ye kadar İzmir'in hinterlandı da işgal
edilmiştir. 1920 Nisan'ından sonra Yunan ordusu İzmir'den harekete
geçerek, Bursa, Eskişehir, Kütahya ve Afyon'a kadar Batı Anadolu'nun
büyük bir bölümünü de işgal altına almıştır.

Örgütlenme Dönemi, Mayıs 1919 - Mart 1920



Sivas Kongresi Delegeleri toplu halde





Paris'te toplanan uluslararası Barış Konferansı, o günlerde
açıklanması beklenen Türk Barış Antlaşmasını, 1919 Mayıs başlarında
belirsiz bir geleceğe erteledi. 15 Mayıs'ta Yunan kuvvetleri, müttefik
devletlerin kararıyla İzmir'i işgal etti. Ulusal bir felaket olarak görülen bu olay, Türkiye çapında müthiş bir ulusal tepkiye yol açtı. 23 Mayıs'ta Fatih ve Sultanahmet'te
Türk siyasi tarihinin o güne kadarki en büyük kitle gösterileri
düzenlendi. Direniş fikri, İttihat ve Terakki yandaşlarının görüşü
olmaktan çıkarak tüm ülke sathına yayıldı.
21 Haziran'da Mustafa Kemal, Anadolu'daki en önemli askeri birliklerin komutanları olan Kâzım Karabekir, Refet ve Ali Fuat Paşalar ve Ege bölgesinde asayişi sağlamakla görevlendirilen Rauf Bey ile Amasya'da buluşarak Amasya Tamimi'ni
yayımladı. Bildiri, ulusal bağımsızlığın ancak ulusun "azim ve iradesi"
ile sağlanacağını vurgulayarak, ülke çapında bir direniş hareketinin
işaretini vermekteydi.
23 Temmuz'da Kâzım Karabekir'in öncülüğünde Erzurum'da toplanan Doğu İlleri Müdafaa-yı Hukuk Cemiyeti Kongresi,
askeri görevlerinden istifa eden Mustafa Kemal'i kongre başkanı seçti.
Kongre, Doğu illerinin Ermenistan'a verilmesi olasılığına karşı direnme
kararı alırken, Türkiye'nin kalkınması için Amerikan mandası fikrine
açık kapı bırakmamaktaydı.
4 Eylül 1919'da Türkiye'nin her yanından gelen delegelerin katılımıyla Sivas'ta toplanan kongrede, genel seçimler yapılıp yeni Mebusan Meclisi
kuruluncaya kadar İstanbul hükümetiyle tüm resmi bağların kesilmesi
kararlaştırıldı. Ülke çapında yeni bir idari ve siyasi örgütlenme
kurmak amacıyla bir Heyet-i Temsiliye kuruldu.
Kasım ayında Adana, Maraş, Antep ve Urfa'nın Fransızlarca işgali
üzerine, Heyet-i Temsiliye tarafından yönlendirilen direniş hareketi
başlatıldı. Direniş umulmadık bir hızla başarıya ulaşarak 1920
Mayısı'nda Fransızları ateşkese zorladı.

Osmanlı Meclisinin açılması ve Misak-ı Milli, Kasım 1919 - Ocak 1920


Aralık ayında yapılan genel seçimler sonucunda son Osmanlı Meclis-i Mebusanı (1920) oluştu. Meclise Anadolu'dan sadece Milli Mücadele yanlısı milletvekilleri seçildi. İki ayrı ilden milletvekili seçilen Mustafa Kemal Paşa'nın İstanbul'a gitmeyi reddetmesi üzerine, Sivas Kongresi başkan vekili olan Rauf Orbay Meclis reisliğine seçildi. 28 Ocak 1920'de Mebusan Meclisi daha sonra Misak-ı Milli adıyla anılan “Ahd-ı Milli Beyannamesi”ni kabul etti. Beyanname, Mondros Mütarekesi sınırları içinde tam bağımsızlık sağlanıncaya kadar mücadeleye devam etmeyi öngörmekteydi.

Osmanlı Meclisinin kapatılması, Mart 1920


16 Mart 1920'de
Meclis-i Mebusan da dahil olduğu halde Babıali ve bütün hükümet
daireleriyle beraber İstanbul, İngilizler tarafından cebren ve resmen
işgal edilmiştir. İngiliz birlikleri İstanbul'daki önde gelen Milli
Mücadele yanlısı milletvekillerini tutukladılar. Ayrıca telgrafhaneler
de işgal altına alınmış ve resmi makamlar arasında iletişim imkânı
kalmamıştır. Bu şartlara göre, Anadolu, İstanbul ve resmi makamlarla
ortak hareketten mahrum kalmıştır.
İstanbul’daki olağanüstü hal, ortaya Osmanlı Devletinin kimin
idaresi ve hangi güçlerin kanunlarının geçerli olduğu sorunu ortaya
çıkarmıştır. Bu durumda Mustafa Kemal Temsil Heyetinin başkanı olarak:
"Bu hareketin Anadolu’da Osmanlı Kanunlarının yürürlüğünü
engellemeyeceğinden ve her ne şekilde olursa olsun alınacak önlemlere
Osmanlı milleti uygarlık yeteneği özellikle dikkat çekici bulunduğundan
kanun dışında hiç bir işlem yapılmaması ve bütün görevlerin özenle
yapılması hayatımızın gereklerindendir" diye genelge yayınlamıştır .
Bunun üzerine Meclis 18 Mart 1920 bir toplanarak kendini feshettiğini açıkladı. Meclisin kendini feshettiği açıklaması Padişah’ın Nisan 11 1920'de
ikinci meşrutiyetin sona erdiğini açıklaması ile bir başka Meclis
oluşturma yolunu kapatmıştır. Aynı gün Şeyhülislâm Dürrizâde
Abdullah'ın, "Padişah ve Halife kuvvetleri dışındaki millî kuvvetleri
kâfir ilan eden ve katlinin gerekli" olduğunu bildiren fetvası
"Takvim-i Vekayi"de yayınlandı. Padişah Osmanlı Devleti'nin tarihinde
bir bölümü kapatmayı amaçlamış ve kendi otoritesi dışında bulunan bütün
güçlerin (millî kuvvetleri) devlet karşıtı olduğunu ilan etmiştir.
Padişah ve atadığı hükümetler Osmanlı devletinin idaresine tek otorite
durumuna gelmişlerdir.

Hakimiyetin sağlanması, Mart 1920 - Mart 1922


Bu dönemde Büyük Millet Meclisi'nin etkinlikleri karşı taraflara
Anadolu'yu kendisinin temsil ettiği ve onun içinde olmadığı hiçbir
barışın geçerliliği olmadığını kabul ettirmesi çabasıdır. Bir yandan
uluslararası destek ve yardım arayışına girilerek, Batum'un geri verilmesi karşılığında Sovyetler Birliğinden
mali yardım sağlandı. Öbür yandan Anadolu'nun çeşitli yörelerindeki
düzensiz direniş gruplarını tasfiye ederek düzenli bir ordunun
kurulması için adımlar atıldı. Askeri olarak karşısına çıkacak bütün
güçlerle baş edebilecek düzeyde olduğunu kanıtladı.

Büyük Millet Meclisi açılması, Nisan 1920


Osmanlı Meclisinin fes edilmesi yeni bir meclisin, bir kurucu
meclisin, gerekliliğini doğurmuştu. Kurucu Meclis ve seçimlerle ilgili 19 Mart 1920'de
bir bildiri yayınladı. Sultan İstanbul'da idi ve Mustafa Kemal
"olağanüstü yetkilere sahip bir meclis" olarak takdim etti. Seçimlerin
yapılması için yayınlanan bu bildiri uyarınca, yurdun her yerinde
seçimler yapıldı. 16 Mart 1920'deki
baskından kurtulan milletvekilleri gizlice Ankara'ya geçtiler. Bolu
Düzce, Hendek bölgesinde başlayan ve Nallıhan, Beypazarı çevresine
sıçrayan (bakınız İsyanlar (İç Cephe)) ayaklanma olayları oldu. Bu
olaylardan dolayı, seçilen milletvekillerinin tümünün gelmesi
beklenilmeden, Millet Meclisi'nin açılma hazırlıkları yapıldı.
Türkiye Büyük Millet Meclisi (1. Dönem) 23 Nisan 1920'de
Ankara'da Mustafa Kemal Paşa önderliğinde toplandı. Bu tarihten
itibaren İstanbul hükümetinin etkisi İstanbul kenti ve çevresiyle
sınırlı kalırken, Ankara'da oluşturulan Meclis ve hükümet, fiilen
Türkiye'nin yönetimini ele aldı. Mustafa Kemal 24 Nisan 1920'de Meclis Başkanı seçildi

_________________
avatar
HarryPotter
Admin
Admin

Erkek
Mesaj Sayısı : 649
Yaş : 22
Kayıt tarihi : 04/09/07

Özelliklerim
Ruh Halim: Süper Süper
Forum Katılım %si:
1000/1000  (1000/1000)

Kullanıcı profilini gör http://hptr.realbb.net

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön

- Similar topics

 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz