Canakkale savaşı öncesi durum

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

Canakkale savaşı öncesi durum

Mesaj tarafından HarryPotter Bir Paz Nis. 06, 2008 8:04 am

[size=18]Yirminci
yüzyılın başlarında Avrupa sınırlarından taşıyordu. Ekonomik rekabet,
sömürgecilik ve milliyetçilik akımları Avrupa�yı ikiye bölüyordu. Almanya-Fransa
ve Rusya-Avusturya arasındaki çekişmeler gerginliğe dönüşüyordu. 28 Haziran
1914�te Avusturya-Macaristan İmparatorluğu Veliahdı Arşidük
Ferdinand
�ın bir Sırp milliyetçisi tarafından öldürülmesi bu gerginliğe son
noktayı koydu.

Avusturya�nın
28 Temmuz 1914�te Sırbistan�a seferberlik ilanının ardından 1. Dünya Savaşı
başlamış oluyordu. Bir yandan Almanya, Avusturya-Macaristan ve İtalya�dan oluşan
üçlü İttifak Devletleri, bir yanda da İngiltere, Fransa ve Rusya�dan oluşan
Üçlü İtilaf Devletleri sonunda Avrupa�yı ikiye bölmüşlerdi.


Savaş ilanlarının ardından İtalya
tarafsızlığını ilan ettiyse de bir yıl sonra İtilaf Devletleri�ne katıldı.


Osmanlı İmparatorluğu tarihin gördüğü
en geniş sınırlara sahip olmuş, her çeşit milleti ve inanışı içinde
barındırmış ve yaklaşık 600 yıl süren saltanatını 20. Yüzyılın başında
kaybediyordu. Dışta ve içte yaşadığı mücadeleler Osmanlı Devleti�ni
çökertiyor, topraklarını ve gücünü dağıtıyordu. Son olarak Trablusgarp ve Balkan
Savaşları ile arka arkaya yenilgiler alan Osmanlı Devleti, Doğu Trakya dışında
Avrupa�daki bütün topraklarını kaybetmiş, saygınlığını ve gücünü
yitirmişti. Artık Osmanlı Devleti�nin ölümü bekleniyor ve diğer ülkeler
tarafından paylaşım planları hazırlanıyordu.


Rusya boğazları ele geçirip sıcak
denizlere inmeyi hedeflerken, İngiltere Süveyş Kanalı ve Hint yolunun güvenliği
için Filistin�i ele geçirmeyi tasarlıyor, Fransa; Lübnan, Suriye ve Kilikya�nın
kontrolünü düşlüyor; Almanlar doğuya yayılma politikası güdüyor, İtalyanlar ise
Antalya�ya sahip olmayı istiyorlardı.


Birinci Dünya Savaşı�nın patlamasının
ardından Osmanlı Devleti önce İtilaf Devletleri ile birlikte olmaya niyetlendiyse de,
Rusya�nın bu duruma soğuk bakması Osmanlı�yı Almanya�ya doğru yönlendirdi ve
2 Ağustos 1914�te yapılan gizli bir antlaşma ile Alman-Türk ittifakı kesinleşti.


Bu tarihten sonra, güvenliği açısından
seferberlik ve silahlı tarafsızlık ilan eden Osmanlı Devleti, 10 Ağustos 1914�te
İngiliz donanmasından kaçan GOEBEN ve BRESLAU adlı Alman savaş gemilerinin
boğazlardan geçmesine izin verir ve


En son HarryPotter tarafından Paz Nis. 06, 2008 8:16 am tarihinde değiştirildi, toplamda 3 kere değiştirildi

_________________
avatar
HarryPotter
Admin
Admin

Erkek
Mesaj Sayısı : 649
Yaş : 23
Kayıt tarihi : 04/09/07

Özelliklerim
Ruh Halim: Süper Süper
Forum Katılım %si:
1000/1000  (1000/1000)

Kullanıcı profilini gör http://hptr.realbb.net

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Canakkale savaşı öncesi durum

Mesaj tarafından HarryPotter Bir Paz Nis. 06, 2008 8:07 am

Deniz Harekatı


denızlere hakim olan dünyaya hakim olur.� düşüncesiyle hareket eden İngilizler,
boğazları ele geçirmek için donanmanın yeterli olacağına inanıyorlardı. Bahriye
Nazırı Churchill�in planları Akdeniz filosu
komutanı Amiral Carden tarafından da desteklenince, Lord Fisher�ın şüpheli
gördüğü bu harekatın donanma ile yapılmasına karar verildi. Tarihinde hiçbir
yenilgi almamış olan İngiliz donanmasının silah, teknoloji ve başarı açısından
kendine güveni tamdı. Dünyanın yenilmez donanması, Fransa�nın da desteği ile
dünyanın en büyük armadasını oluşturuyordu. Bu donanmaya karşı gelebilecek
hiçbir güç düşünülemezdi. Hele ki yıpranmış, teknoloji açısından zayıf ve
parçalanmak üzere olan Osmanlı, bu armada ile asla baş edemezdi.

İtilaf Devletleri�nin deniz harekatı 19
Şubat 1915�te başladı. 13 Mart 1915�e kadar düşman gemileri tabyaları top
ateşine tuttu, mayın tarama gemileri olabildiğince yol açtı. Boğazları zorlayarak
geçebileceklerine inanan düşman kuvvetlerinin, kararlı ve dirençli bir karşılık
almaları bu işin o kadar da kolay olmadığını gösteriyordu. Bir ay boyunca yapılan
binlerce mermi atışının ardından çok da büyük bir gelişme elde edilememişti.


18 Mart�a kadar geçen bu dönemde
boğazın girişinde bulunan Rumeli yakasındaki Seddülbahir ve Ertuğrul tabyaları ile,
Anadolu yakasındaki Kumkale ve Orhaniye tabyaları tahrip edilmişti. Boğaza giriş
kapıları aralanmış ama hala ilerde olacaklar belirsizdi.


Ve 18 Mart 1915 sabahı geldiğinde kimse
günün sonunda neyle karşılaşacağını bilmiyordu.


17 Mart 1915�te Amiral Carden�in yerine
Amiral De Robeck�in atanmasıyla 18 Mart da gerçekleşecek plan uygulamaya konuluyordu.


Plana göre; 18 Mart sabahı 3 deniz
tümeninden oluşan düşman filosu boğazda belirdi. Filonun en güçlü gemilerinden
oluşan 1. Tümen bizzat Amiral de Robeck tarafından kumanda ediliyordu.


Queen Elizabeth, Agamemnon, Lord Nelson
muharebe gemileri ve Inflexible muharebe kruvazöründe oluşan 1. Tümen, saat 10:30�da
boğazdan içeri girdi. Filonun önündeki muhripler savaş alanını tanıyorlardı.
Planlanan noktaya ulaşıldığında Queen Elizabeth�in hedefi Rumeli Mecidiye Tabyası,
Lord Nelson�un hedefi Namazgah Tabyası, İnflexible hedefi ise Rumeli Hamidiye Tabyası
idi. �A Savaş Hattı� olarak adlandırılan bu plan 11.30�da uygulanmaya başlandı
ve 11.30�da merkez tabyalarına ateş başladı.


Bu arada düşman gemileri Kumkale�den
gelen tedirgin edici ateş hattına da girmişlerdi. Obüslerden üstlerine ateş
yağıyordu. Yine de mesafe uzak olduğundan Türk bataryaları savaş gemilerine
karşılık veremiyordu. Saat 12.00 sularında Çimenlik, Rumeli Hamidiye ve Anadolu
Hamidiye ateş almıştı. B Hattı diye adlandırılan Amiral Guepratte komutasındaki 3.
Tümen Suffren, Bouvet, Goulois, Charlemagne adlı dört Fransız gemisiyle Triumph ve
Prince George adlı iki İngiliz muharebe gemisinden oluşuyordu. Plana göre bu tümen 1.
Tümenin arkasından hareket geçti ve B hattı önündeki yerini aldı. Yavaş yavaş
yaklaşan gemiler bu cesurane ilerleyişlerinde Türk bataryalarından düşen mermi
ateşi altında B hattına vardılar. Şiddetli yapılan karşılıklı çatışmalarda
aradaki bataryalar sustuysa da merkez bataryalar ateşe devam ediyorlardı. 900 yarda
kadar içeri sokulduklarından şiddetli ateş bu gemilerin üzerine yağıyordu. 3.
Tümene ait olan iki İngiliz gemisi Triumph ve Prince George A hattının kıç
omuzluklarında yerlerini almış Rumeli Mesudiye ve Yıldız Tabyalarını
hedeflemişlerdi.


Rumeli merkez bataryaları çok yoğun bir
ateş altındaydı. Mermilerin çoğu tabyalar içine düşmüş, telefon hatlarını
bozmuş, yangınlar çıkarmıştı. Rumeli Mecidiye tabyası topçuların şehit olması
ile devre dışı kalmıştı.


Planın ikinci aşamasında Türk
bataryaları üzerinde yeteri kadar üstünlük sağlanabilirse Albay Hayes Sadler
komutasındaki 2. Tümen devreye girecekti. Ocean, İrresistible, Albion, Vengeance,
Swiftsun ve Majestic�ten oluşan 2. Tümen, 3. Tümenin yerini alacak ve B Hattından
son olarak yakın muharebe yapılarak Tabyalar içinde olmayıp mayın hatlarını savunan
toplar tahrip edilerek bombardımandan hemen sonra mayın tarama işlemlerine
başlanacaktı. Fakat 3. Tümenin yerini alacak 2. Tümen gelmeden önce beklenmedik bir
şey oldu. Saat 14:00�e doğru Suffren büyük bir hızla boğazı terk etmekte ve
Bouvet�de onu izlemekteydi. A hattını geçmek üzereyken Fransız gemisi Bouvet�de
bir iki patlama oldu ve Anadolu Hamidiye tabyasınca ateş altındayken 3 dakikada
suların altına gömüldü. Derin bir şaşkınlık yaşanıyordu. Queen Elzabeth ve
Agamemnon dışındaki bütün gemiler ateşi kestiler. Muhripler ve istimbotlar personeli
kurtarmaya gittiklerinde 20 kişi kurtarılabilmiş, 603 kişi sulara gömülmüştü. Bu
arada 12.30 sularında Goulois isabet almış ve ağır yaralarla boğazı terk ediyordu.
15.30 sularında mayına çarpan Inflexible�ın durumu kötüydü ama yoğun çabayla
Bozcaada�ya ulaştı. 2. Tümen İngiliz gemileri, 3. Tümenin yerini aldığında bu
manzara ile karşılaşmıştı. Saat 14.30�da ateşe başlayarak 10 yardaya kadar
yaklaştılar. Namazgah tabyasını bombardıman ediyordu. Saat 15.00�te Rumeli Hamidiye
daha sonra da Namazgah aldığı isabetle savaş dışına kalmıştı.


Anadolu Hamidiye tabyası hasar görmemişti
ve İrrisistible�a ateş ediyordu. Saat 15.14�de İrrisistible�ın yanında korkunç
bir patlama duyuldu. Saat 16.15�te tabyalarda uzaklaşmak isterken bir mayına çarptı.
Bu bölgede bir gece önce Nusret�in döktüğü mayınlar hiç hesapta yokken can
alıyordu. Bölgenin mayınlı olduğunu anlayan Amiral de Robeck 2. Tümenin geri
çekilmesi için emir verdi. 18.05�te geri çekilirken Ocean da mayına çarpmıştı.
Güçlü top ateşine rağmen Ocean�ın personeli muhripler tarafından boşaltıldı.


18 Mart�ta yaşananlar şaşkınlık
yaratmıştı. Lord Fisher gibi ordusuz bir donanmanın başarıya ulaşamayacağını
söylayenler haklı çıkıyor, de Robeck ve Churchill
gibi hala donanma ile boğazları zorlayıp İstanbul�a çıkılabileceği düşüncesi
yeni hareket planları doğuruyordu.

_________________
avatar
HarryPotter
Admin
Admin

Erkek
Mesaj Sayısı : 649
Yaş : 23
Kayıt tarihi : 04/09/07

Özelliklerim
Ruh Halim: Süper Süper
Forum Katılım %si:
1000/1000  (1000/1000)

Kullanıcı profilini gör http://hptr.realbb.net

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Canakkale savaşı öncesi durum

Mesaj tarafından HarryPotter Bir Paz Nis. 06, 2008 8:25 am

lk motorlu uçağın uçuşundan yedi yıl gibi kısa bir süre geçtikten
sonra, 1910 yılında uçaklardan askeri amaçlarla yararlanma düşüncesi ortaya
çıkmış ve takip eden yıllarda uçak, yeryüzünde etkin bir taarruz silahı olarak
kullanılmaya başlanmıştır.


Dünyadaki bu gelişmeyi yakından izleyen ve
önemini değerlendiren zamanın Harbiye Nazırı Mahmut Şevket Paşa�nın
direktifiyle, 1911 yılında, Genelkurmay başkanlığı bünyesinde askeri havacılıkla
ilgili bir şube oluşturulmuş ve Türk Askeri havacılığı�nın temeli olan
teşkilat kurulmuştur.


Bu yeni silahın edinilmesine büyük önem
veren Mahmut Şevket Paşa maaşının bir kısmını bağışlayarak uçak alımı için
kampanya başlatmış ve bu kampanyaya başta padişah Sultan Reşat olmak üzere Donanma
Cemiyeti, subaylar ve bazı zenginler iştirak etmiştir. İki uçaklık para, kısa
zamanda toplanmış ve Fransa�dan biri 25 Beygirlik, biri de 50 Beygirlik iki uçak
satın almıştır.


Müteakiben, Yeşilköy Safra düzlüğünde
Kara tayyare Mektebi, Yeşilköy Feneri yakınlarında da deniz tayyare Mektebi kurulmuş
ve havacı personel yetiştirilmek üzere ordu ve donanmadan istekli subaylar
seçilmiştir.


Çanakkale Muharebeleri başladığı zaman
dünya ve Türk askeri havacılığı mütevazı ve geliştirilmeye muhtaç bir durumda
idi.


Çanakkale Muharebeleri havacılık
yönünden, yeni silahın gerçek değerinin anlaşıldığı ve bugünkü modern hava
kuvvetlerinin temelini atan kahramanları kavramaya çalışırken, icra edilen hava
harekatının sadece o günkü müşterek harekata katkısı değil aynı zamanda
bugünkü havacılığımıza olan katkısı da düşünülmekte ve hava kuvvetlerinin
temelinin atılarak, hava stratejisi ve taktiklerinin oluşturulmaya başlandığı bir
harekat noktası olarak değerlendirilmektedir.


Havacılık açısından işte böyle bir
ortam içinde, 2 Ağustos 1914 günü seferberlik ilan edilmiş ve buna paralel olarak
Yeşilköy�de bulunan deniz uçaklarından 2�si İzmir, birisi de Çanakkale
Müstahkem Mevzi Komutanlığı emrine verilmiştir.


25 Ağustos 1914 tarihinde Çanakkale Nara
Meydanı�na konuşlandırılan Nievport tipi deniz uçağı ile, Deniz Yzb. Savmi,
Ütğm. Fazıl ve Ütğm. Cemal�in yaptığı keşif uçuşları sayesinde, bölgedeki
İngiliz ve Fransız gemilerinin faaliyetleri izlenmeye başlanmıştır.


18 Mart 1915 tarihine kadar olan dönemde
yapılan başarılı hava keşif görevleri hem düşmanın elindeki gemi tip ve
miktarını tespit, hem de taarruz hazırlıklarını devamlı takip imkanı
sağlamıştır.


18 Mart 1915 günü, havacılarımız erken
saatlerde yaptıkları keşif raporunu vermişlerdir.


� Bozcaada önünde, 40 düşman gemisi
sayıldı. Bunlardan; 19�u ağır, 3�ü hafif olmak üzere 22�si kruvazör,
diğerleri; şilep, destek gemisi ve uçak gemisidir. Sayıları tam olarak saptanamayan
denizaltılar görülmüştür. 6 adet zırhlı İngiliz gemisi, muharebe düzeninde
boğaza doğru ilerlemekte ve Fransız gemileri de demir almaktadır. �


Bir süre sonra, boğaza giren ve kıyı
bataryalarını şiddetle bombardıman eden düşman donanma topçusuna, Ark Royal uçak
gemisinden havalanan İngiliz uçakları da ateş tanziminde geniş çapta yardım
etmiştir.


18 Mart günü öğleden sonra,
havacılarımıza; Limni Adası civarındaki düşman kuvvetlerinin durumunu keşfetmeleri
emredilmiştir.


Bir saat içinde görev bölgesine ulaşan
pilotlar Mondros Koyu�nda 13 harp, 4 nakliye, 29 kömür gemisi olmak üzere toplam 46
geminin bulunduğunu, ayrıca Fransızların Gaulois gemisinin sahil topçumuzun ateşi
ile Çanakkale ağzında yara aldığını rapor etmiştir.


Çanakkale Muharebeleri süresince,
karşılıklı keşif harekatı devam ederken; Türk havacıları, o tarihler için
başarılı sayılabilecek diğer hava görevlerini de icra etmişledir. Bu görevlerden
biri 18 Nisan 1915�de yapılmıştır.


O gün Çanakkale Boğazı bölgesinde
gittikçe kuvvetlenen ve hava üstünlüğü kurmasından endişe edilen düşman hava
gücünü tesirsiz hale getirmek maksadıyla, Bozcaada�da 18 düşman uçağının
konuşlandığı meydana hava taarruzu planlamıştır. Ancak bu meydandaki uçaklar,
keşif görevi için daha önceden kalktığından, havada karşılaşılmış, kısa bir
hava muharebesinden sonra zayiatsız olarak meydana dönülmüştür. Bu görev amacına
ulaşmadıysa da, asli taktik hava görevlerinden olan �mukabil hava harekatı� nın
ilk ve tipik bir uygulaması olması açısından önem taşımaktadır.


Türk uçaklarının meydan taarruzu
planlamasından esinlenen İngilizler aynı gün üçer uçaklık iki kol ile
meydanımıza taarruz etmişler, ancak uçaklarımız daha önceden meydan içinde
dağıtılarak gizlenmiş olduğundan, atılan bombalar hasar meydana getirememiştir. Bu
da, ufki dağılma ve gizleme yapılarak, beka tedbirlerinin alınışına güzel bir
örnek teşkil etmiştir.


14-19 Mayıs 1915 günleri, güney
cephemizdeki karşı taarruzumuzu desteklemek amacıyla; düşman çıkarma gemileri ve
ordugahı bombalanmış Mayıs ayı başından itibaren sabit balon ile boğaz
gözetlemesi ve topçu atış tanzimi ve birliklerimizi taciz eden manika balon gemisine
taarruzlar yapılmış, her hava hücumunda gemi, balonunu toplayıp yer değiştirmek
zorunda bırakılmıştır. Böylece bugün �yakın hava desteği� olarak
bilinen görev tipinin basit bir uygulaması yapılmıştır.


25 Haziran�da; Arıburnu bölgesindeki
düşman karargahı üzerine propaganda amacıyla 300 adet ingilizce yazılı bildiri
atılmıştır. Bu görev, hava gücünün psikolojik harpte kullanılmasına ilişkin
güzel bir örnektir.


30 Kasım 1915�te ise, Üsteğmen Ali
Rıza, Teğmen Orhan�la beraber, Çanakkale girişinde karaya oturmuş bulunan bir
düşman kruvazörüne taarruz etmek için görevlendirilmiştir. Tam bu esnada bir
düşman uçağının yaklaştığı görülmüş ve yapılan hava muharebesinde Üsteğmen
Ali Rıza
fransız uçağını makinalı tüfek ateşiyle düşürmeyi başararak
Türk havacılık tarihine ilk düşman uçağını düşüren pilot olarak geçmiştir.


Sonuç olarak;

Çanakkale Muharebeleri�nde, kahraman kara
ve deniz kuvvetlerimiz gibi havacılarımız da, üstün silah ve teknik olanaklara sahip
düşmanları karşısında, kendilerine düşen görevleri cesaret ve üstün görev
bilinici içinde başarıyla icra etmişler ve resmi İngiliz harp tarihi kitaplarında:


�Harikulade müdafaasında yılmadan
mücadele eden ve sonunda başaran düşmanımıza hayran kaldık�
dedirtmişlerdir.


Çanakkale Muharebeleri�nin ileri
görüşlü askeri önderleri yeni silahın gereksinimi olan strateji ve taktiklerin
oluşturulmasına öncülük etmiştir. Bu kapsamda ulu önder Atatürk şöyle
buyurmuştur:

_________________
avatar
HarryPotter
Admin
Admin

Erkek
Mesaj Sayısı : 649
Yaş : 23
Kayıt tarihi : 04/09/07

Özelliklerim
Ruh Halim: Süper Süper
Forum Katılım %si:
1000/1000  (1000/1000)

Kullanıcı profilini gör http://hptr.realbb.net

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön

- Similar topics

 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz